HAKKIMIZDA
Cengo’nun Fötür Şapkasından Dökülen lezzetler
İzmir’in taş sokaklarında, denizden esen rüzgarın ve iğde çiçeklerinin kokusunda bir adam yaşardı: Nam-ı diğer Cengo… Asıl adı Mustafa’ydı. Selanik’ten Narlıdere’ye göç eden Cengo, sadece fötür şapkasıyla değil, kurduğu meze sofraları ve hoş sohbetiyle herkesin hafızasına kazındı.
Onun için meze, yalnızca bir tabak yemek değil; dostluğu, paylaşmayı ve sofra etrafında kurulmuş hayatı temsil ederdi. Zeytinyağını esirgemezdi, dillere destan atomu, közlenmiş biberi, sarımsaklı yoğurdu hep bir muhabbetle sunardı. Gelen her misafir, bir tabakla değil, bir anıyla ayrılırdı onun evinden.
Yıllar geçti, sofralar değişti ama o tatlar hâlâ hafızalarda taptaze.
Şimdi biz, Cengo’nun torunları olarak onun tariflerini, emeğini ve sıcaklığını “Cengo’nun Mezeleri” ile yaşatıyoruz. Her tabakta onun hatırası, her lokmada bir anısı var.
Bu sofralar sadece lezzet değil, bir miras taşıyor…

HAKKIMIZDA
Cengo’nun Mezeleri
Fötür Şapkasından Dökülen lezzetler
İzmir’in taş sokaklarında, denizden esen rüzgarın ve iğde çiçeklerinin kokusunda bir adam yaşardı: Nam-ı diğer Cengo… Asıl adı Mustafa’ydı. Selanik’ten Narlıdere’ye göç eden Cengo, sadece fötür şapkasıyla değil, kurduğu meze sofraları ve hoş sohbetiyle herkesin hafızasına kazındı.
Onun için meze, yalnızca bir tabak yemek değil; dostluğu, paylaşmayı ve sofra etrafında kurulmuş hayatı temsil ederdi. Zeytinyağını esirgemezdi, dillere destan atomu, közlenmiş biberi, sarımsaklı yoğurdu hep bir muhabbetle sunardı. Gelen her misafir, bir tabakla değil, bir anıyla ayrılırdı onun evinden.
Yıllar geçti, sofralar değişti ama o tatlar hâlâ hafızalarda taptaze.
Şimdi biz, Cengo’nun torunları olarak onun tariflerini, emeğini ve sıcaklığını “Cengo’nun Mezeleri” ile yaşatıyoruz. Her tabakta onun hatırası, her lokmada bir anısı var.
Bu sofralar sadece lezzet değil, bir miras taşıyor…

